Aradığınız Neydi?

22 Temmuz 2020

Yine Bir Kadının Acısı Çöktü Yüreğime - Kızıma Mektuplar

Üzgünüm kızım sana çok iç açıcı bir şeyler yazamayacağım belki de yine...

Geçen gün teyzene vurdun, teyzenin canı yandı ve çok şaşırdım ve de üzüldüm ve hatta tepki verdim. Sonra hemen anladım senden izin almadan senin fotoğrafını çekmişti ki bu çok normaldi ama senin hoşuna gitmek zorunda da değildi. Sen bir bireydin ve eğer biri senin alanına senin onayın olmadan dalıyorsa orada dur diyebilmeliydin.

Yaptığımız konuşmayı tekrar tekrar defalarca yapacağız muhtemelen ama ben yine de sana şuracığa not olrak da bırakıyorum. Belki bir kişi daha denk gelir ve belki bizim deneyimimiz başka birine de bir fayda sağlar diye... Ya da belki de bir gün unuturuz bu konuşmayı ve buradan hatırlarız diye...

"Kızım teyzen sana sormadan fotoğrafını çekti ve sen de ona vurdun. Eğer biri senin alanına giriyorsa ve kendini aşırı derecede tehlikede hissediyorsan önce kendini sözle ifade edeceksin, baktın olmuyor sesini yükselteceksin ve en olmadı psikolojik şiddetse yaşadığın buna son verecek, eğer fiziksel bütünlüğüne zarar verildiğini ya da verileceğini hissediyorsan o ortamdan acilen uzaklaşacak ya da gerekirse sen de şiddetle cevap vereceksin. Ama şu an evimizdeyiz, birlikte güvendeyiz ve teyzen seni çok seviyor, eğer fotoğrafının çekilmesini net bir şekilde ifade edersen eminim bu beklentine saygı gösterecektir." 

Çok üzgünüm, ben de sana sadece birine vurmanın yanlış bir şey olduğunu söylemeyi çok isterdim. Ama bu yeterli değil maalesef. 3 gün önce senin yanındaydım Pınar Gültekin'in resmini gördüğümde. Yüreğim hop etti girdim instagramına baktım yok dedim ya bu gülüşe de kıyılmamıştır. Kafası attı gitti kapadı telefonları çocukça bir kapristir. Ertesi gün lütfen dedim haber gelsin. Dün öğlen saatlerinde tam da Cinsiyet Eşitliği Projemizin toplantısından çıkmışken beynimden vurulmuşa döndüm. 

Öldürmüş, Evli bir de kızı olan bir adam eski sevgilisi, onun yaşamını, onun ve kendi yaşamına da bağlı olan bir çok yaşamı onu yok etmeye çalışırken almış götürmüş. 

Sabahtan beri bir sürü düşünce geliyor ve geçiyor kafamdan.

Bu yaşanan gerçeklikte bir sürü kadın perspektifi var. Öldürenin eşi, kızı, annesi, teyzesi, halası, kız kardeşi, ablası, eski kız arkadaşları, arkadaşlarının eşleri, sevgilileri, ölenin annesi, teyzesi, ablası, kız kardeşi, arkadaşları...

Buradaki kadınların her birinin hayatında bir travma ve sadece öldürdüğü ile değil geri kalan herkesin adaleti için girdiği yerden bir daha çıkmamalı bu adam.

Kızını düşünüyorum, eşini düşünüyorum hadi eşi boşandı desek bu süreci kızı nasıl atlatacak?
Yetişkinler bir şekilde kendi başlarının çaresine bakmalılar da işin içine çocuk girdiğinde ben daha da kötü etkileniyorum sanırım.

Bir bunları düşünüyorum. 

Kendi canım içimde olduğu için kendimi şanslı gördüm sonra kendime kızdım. 

Minibüslerde, gece karanlıkta yürürken, yurda giderken, yurttan eve geçerken, taksiye binerken, bilmediğim bir sokağa girerken yaşadığım tedirginlik duygusu geldi aklıma.

Kimin bana bunu yaşatmaya hakkı vardı. Ve doğumla birlikte gelen yaşam hakkım hala bana ait diye ben nasıl şanslı olabilirdim ki?


Bunun içinde gelen giden düşüncelerim dönüp duruyor.

Sonra sen varsın bir de dipsiz kuyum, can parçam, tamamen bir birey olarak ayaklarının üzerinde duracağını görmek istiyorum. Güçlü bir kadın ol kimseye amanın olmasın istiyorum. Sana ait olan en temel hak ve özgürlüklerine sahip çık, doya doya yaşa istiyorum. Ama Pınar'ın annesi de istemiyor muydu?

Hep dileğim aynı yolların senin değerini anlayan ve iyiliği seçen insanlarla kesişsin.

İnsanın içinde iyi de kötü de eşit sadece birini tercih ediyorsun okadar.

Darma duman bir yazı oldu olsun varsındı bu sefer de...

Ben de darma dumanım zaten bu gece...

Dünyaları yazarım da şuracığa düşüncelerime sahip çıkamıyorum bu gece.


Kendini korumayı, yüreğini karartmadan korumayı öğreneceksin kızım, biliyorum.

Seni çok seven annen,

eDde's