Aradığınız Neydi?

22 Aralık 2020

2021'e girerken!

Çocukluğumdan beri yazı yazmayı seviyorum. İlkokul öğretmenimiz günlük tutmanın iyi bir fikir olduğunu önermiş sonrasında da İpek Ongun'un o muhteşem kitap serisi ile birlikte günlüklerim hayatımın bir parçası olmuştu.

Her ne kadar süreklilik arz etmese de dönem dönem inişli çıkışlı yazmaya devam etmem ve hatta Defne'nin tüm bebekliğini mini günlük notlar ve görsellerle kayıt altına almam çok büyük bir şans oldu benim için...

Şimdi evimizin sessizliğinde en uzun gecenin 1/3 ünü tamamlamışken oturdum tekrar iç hesaplaşmamı kaleme(klavyeye) alıyorum sanırım.

Sanırım dedim çünkü bazen bir niyetle başladığım yazılar başka bir niyetle sonlanabiliyor :)

2020'yi düşünüyorum gözlerim kapalı... Pandeminin tüm zorlayıcılığını, sınırlarımla nasıl yüzleştiğimi ve ne kadar şanslı olduğumuzu düşünüyorum...

Son bir kaç yıldır dileklerimi daha istikrarlı şekilde yazıyorum.
Sanki yazdıkça dileklerim hedeflere, hedefler de aksiyonlara kendiliğinden dönüşüyormuş gibi hissediyorum.

2016 yılında 2017 bize aşkla çalıştığımız işler, aşkla gezdiğimiz yollar getirsin demişim mesela kendimi Denizli'de buldum. Son 4 yıldır her şeye rağmen yorulsam da bunalsam da yılmadan devam ettiğim, iş üstüne iş ürettiğim bir çalışma hayatım var. Bunun en büyük sebebi aşkla çalışıyor olmam. İkinci büyük sebebi de sanırım yaptığım her işin başkalarında yarattığı pozitif etkiye odaklanabilmem. Yoksa çoktan yorulmuş, bunalmış ve vazgeçmiş olurdum. Çünkü şehir değiştirmek hele ki henüz 1 yaşını doldurmuş bir bebek ve bir köpekle hiç kolay bir süreç değildi. Yanı sıra yeni bir iş, tamamen yeni bir ortam, kimseyi tanımıyorsun bilmiyorsun ve başka bir sürü şey. Zordu ama bütüne bakmayı öğrendim sanırım.

Baksanıza neredeyse 4 yıl bitecek biz buraya taşınalı bir kaç ay sonra...

Her yıl bir şeyler yazıyorum ama son bir kaç yıldır daha net ifade etmeye başladım dileklerimi galiba... Her konu da olduğu gibi bunda da pratik yapmak insanı geliştiriyor :)

2018 deneme yanılma, izleme, tespit,
2019 bozup, içe dönüp, keşfedip, iyileşme ki koluma Que Sera Sera yazdırdım siz düşünün :)
2020 ise kendime koyduğum sınırları ortadan kaldırma yılıydı. 2019 sonunda geçtiğim sürücü koltuğunda tek başıma Ankara'ya bile gidip gelebilecek bir alan açtım kendi dönüşümüme. Normalde kendimi sabote edeceğim bir çok şeyi fark edip " en kötü başarısız olursun" diyip elimi attığım bir çok işten alnımın akıyla çıktım. Şimdi soruyorum size, ben kendime "çizdiğim sınırları ben biliyorum bir tek ben kaldırabilirim" demeseydim o çizgilerin dışına taşıp nasıl bugünki Duygu olabilirdim ki?

Süper ekiplerle süper işler çıkardık, söylene söylene pandemi olacağını da bilmeden bir dönüşüm projesi, 1 eğitim videosu kamera karşısında ben, 2 lansmanlı koca 1 yıllık bir proje, İngiltere ile toplantı üstüne toplantı hem de projenin ortada kalacağını bile bile - olsun İngilizce toplantı yapabildiğimi kendime kanıtladım, 2 ayda 5 üniversite yüzlerce üniversiteliyle biraraya gelme onların ihtiyaçlarını anlama, sayamadığım kadar çok mülakat ve yeni insanlarla tanışma, koskoca bir aksiyonlu 4 yaş doğumgünü partisi - iyi ki yapmışız bir daha kim bilir ne zaman olacak, 2 dijitalleşme projesi, ortasından üstüme kaldı hissini bir kenara bıraktığım ve binlerce insanın sesini duyabileceğimiz bir platform ortaya çıkarma, Eşitlik adına yapılmış koskoca başka bir iş, pandemi, pandemiden sağlıklı ve sağ çıkmak, ben evden mümkün değil çalışamam derken özdisiplinimin ne kadar yüksek olduğunu fark etmek, ben sabırlı değilim derken makrome, punch, medistasyona başlamak, hiç yeteneğim yok derken suluboya resimler, dikiş makinesi kullanmayı öğrenmek, bir sürü kamp, deniz kenarından bile çalışma, geceleri Defne'ye kitap okuma enerjisi bulma, bulamadığım zaman kendime iyi davranma, Emre ile aylarca 7/24 birlikte yaşamak ve sıkılsak da birbirimizde iyileşmek yine...

Ve en önemlisi bunların hiçbirini yapamayacağımı düşündüğüm için kendime haksızlık ederek geçireceğim yıllara yanmak yerine özşefkatle kendime bugünüm için aferin diyebilme lüksü...


Bunlar benim 2020'deki kendi içime döndüğümde cebime koyduklarım...


Hadi 2021 için dilek dileyelim,

Önce sağlık diyelim hem bedenen hem ruhen hem aklen...
Sarılabildiğimiz, sevdiklerimizle özgürce yiyip içip gülebildiğimiz, yan yana gelebildiğimiz diyelim...
Yine aşk diyelim, her günümüzü, gördüğümüzü, gecemizi, duyduğumuzu, dokunduğumuzu son kez gibi değil sanki ilk kezmiş gibi bir merakla ve aşkla kabul edelim...
Daha çok kendi omuzumuza pıt pıt vurduğumuz ve şefkati ve sevgiyi önce kendimize gösterme iznini verdiğimiz diyelim...
Sahip olmaktan çok paylaştığımız, paylaştıkça çoğaldığımız diyelim...
Takdirimizi ve beğenimizi daha çok gösterdiğimiz diyelim...
Yapıcı olmayan her sözü içimizde tuttuğumuz, yıkıcı gelenleri kulak ardı edebildiğimiz, olumluya bir de iyileştirmeye odaklandığımız diyelim,
Bir de dengelendiğimiz diyelim,
Ne kadar alıyorsak o kadar verdiğimiz, yıpranmadığımız ve tüketilmediğimiz bir yıl olsun diyelim...
Diyelim mi ne dersiniz?

Yine bir kez daha iyisiyle kötüsüyle hoş gel, kabulümsün 2021...

22 Temmuz 2020

Yine Bir Kadının Acısı Çöktü Yüreğime - Kızıma Mektuplar

Üzgünüm kızım sana çok iç açıcı bir şeyler yazamayacağım belki de yine...

Geçen gün teyzene vurdun, teyzenin canı yandı ve çok şaşırdım ve de üzüldüm ve hatta tepki verdim. Sonra hemen anladım senden izin almadan senin fotoğrafını çekmişti ki bu çok normaldi ama senin hoşuna gitmek zorunda da değildi. Sen bir bireydin ve eğer biri senin alanına senin onayın olmadan dalıyorsa orada dur diyebilmeliydin.

Yaptığımız konuşmayı tekrar tekrar defalarca yapacağız muhtemelen ama ben yine de sana şuracığa not olrak da bırakıyorum. Belki bir kişi daha denk gelir ve belki bizim deneyimimiz başka birine de bir fayda sağlar diye... Ya da belki de bir gün unuturuz bu konuşmayı ve buradan hatırlarız diye...

"Kızım teyzen sana sormadan fotoğrafını çekti ve sen de ona vurdun. Eğer biri senin alanına giriyorsa ve kendini aşırı derecede tehlikede hissediyorsan önce kendini sözle ifade edeceksin, baktın olmuyor sesini yükselteceksin ve en olmadı psikolojik şiddetse yaşadığın buna son verecek, eğer fiziksel bütünlüğüne zarar verildiğini ya da verileceğini hissediyorsan o ortamdan acilen uzaklaşacak ya da gerekirse sen de şiddetle cevap vereceksin. Ama şu an evimizdeyiz, birlikte güvendeyiz ve teyzen seni çok seviyor, eğer fotoğrafının çekilmesini net bir şekilde ifade edersen eminim bu beklentine saygı gösterecektir." 

Çok üzgünüm, ben de sana sadece birine vurmanın yanlış bir şey olduğunu söylemeyi çok isterdim. Ama bu yeterli değil maalesef. 3 gün önce senin yanındaydım Pınar Gültekin'in resmini gördüğümde. Yüreğim hop etti girdim instagramına baktım yok dedim ya bu gülüşe de kıyılmamıştır. Kafası attı gitti kapadı telefonları çocukça bir kapristir. Ertesi gün lütfen dedim haber gelsin. Dün öğlen saatlerinde tam da Cinsiyet Eşitliği Projemizin toplantısından çıkmışken beynimden vurulmuşa döndüm. 

Öldürmüş, Evli bir de kızı olan bir adam eski sevgilisi, onun yaşamını, onun ve kendi yaşamına da bağlı olan bir çok yaşamı onu yok etmeye çalışırken almış götürmüş. 

Sabahtan beri bir sürü düşünce geliyor ve geçiyor kafamdan.

Bu yaşanan gerçeklikte bir sürü kadın perspektifi var. Öldürenin eşi, kızı, annesi, teyzesi, halası, kız kardeşi, ablası, eski kız arkadaşları, arkadaşlarının eşleri, sevgilileri, ölenin annesi, teyzesi, ablası, kız kardeşi, arkadaşları...

Buradaki kadınların her birinin hayatında bir travma ve sadece öldürdüğü ile değil geri kalan herkesin adaleti için girdiği yerden bir daha çıkmamalı bu adam.

Kızını düşünüyorum, eşini düşünüyorum hadi eşi boşandı desek bu süreci kızı nasıl atlatacak?
Yetişkinler bir şekilde kendi başlarının çaresine bakmalılar da işin içine çocuk girdiğinde ben daha da kötü etkileniyorum sanırım.

Bir bunları düşünüyorum. 

Kendi canım içimde olduğu için kendimi şanslı gördüm sonra kendime kızdım. 

Minibüslerde, gece karanlıkta yürürken, yurda giderken, yurttan eve geçerken, taksiye binerken, bilmediğim bir sokağa girerken yaşadığım tedirginlik duygusu geldi aklıma.

Kimin bana bunu yaşatmaya hakkı vardı. Ve doğumla birlikte gelen yaşam hakkım hala bana ait diye ben nasıl şanslı olabilirdim ki?


Bunun için de gelen giden düşüncelerim dönüp duruyor.

Sonra sen varsın bir de dipsiz kuyum, can parçam, tamamen bir birey olarak ayaklarının üzerinde duracağını görmek istiyorum. Güçlü bir kadın ol kimseye amanın olmasın istiyorum. Sana ait olan en temel hak ve özgürlüklerine sahip çık, doya doya yaşa istiyorum. Ama Pınar'ın annesi de istemiyor muydu? Sadece Pınar'da değil her gün yeni bir kadın cinayeti, imdat çığlığı düşüyor önümüze kim hangi anne ister ki kızı herhangi bir şekilde acı çeksin.

Hep dileğim aynı yolların senin değerini anlayan ve iyiliği seçen insanlarla kesişsin.

İnsanın içinde iyi de kötü de eşit sadece birini tercih ediyorsun okadar.

Darma duman bir yazı oldu olsun varsındı bu sefer de...

Ben de darma dumanım zaten bu gece...

Dünyaları yazarım da şuracığa düşüncelerime sahip çıkamıyorum bu gece.

Kendini korumayı, yüreğini karartmadan korumayı öğreneceksin kızım, biliyorum.

Seni çok seven annen,

eDde's