Aradığınız Neydi?

27 Temmuz 2017

Çocuklarıma Notlar - Arkadaşlık Üzerine





Ortaokul son sınıftayız, Sekizinci sınıf oluyordu galiba. Sistemleri sürekli değiştirip duruyorlar, dolayısıyla bu konuyu sen okula başlayana kadar düşünmeyi erteliyorum. 


Yine böyle bir Mayıs günü ya da belki kışın ortası tam emin değilim hava bulutlu.

Edremit'te o zaman Anadolu Lisesi Edremit tepesinde askeriyenin orada geçici binadaydı. 

Okulun bahçesinde öğle yemeği sonrası bir kaç arkadaş turluyoruz kızlı erkekli (☠😁) 
Hafiften yağmur çiselemeye başlamıştı. Ben mi dedim, biri başka birine mi dedi hatırlamıyorum. Bir anda bir "elim sende" sesi yükseldi okulun bahçesinde. 

Önce 3-4 kişiydik sonra öğle yemeğinden dönen bizi gören geldi, yağmurun altında oynadığımız deli elim sende oyununa. 

Bizim sınıf, yan sınıf falan derken bir anda 30 kişiden fazla olduk... 

O bahar yağmuru hızlandı, hızlandıkça daha çok bağırıp daha çok oynamaya koşmaya başladık. 

Öğle teneffüsü bitti, 1. zil çaldı 2. zil çaldı nöbetçi öğretmen kendi çıkamıyor kapıdan bağırıyor "Derse geç kalanı yok yazarız haberiniz olsun" diye... 

Belki o da o gün bize katılıp oynamak istemiştir de yapamamıştır kim bilir?

İçeri bir girdik, herkesten sular damlıyor ama en çok Dilara Teyzen ve ben perişan haldeyiz. Kızlar akıllı tabii yağmur delirince kaçtılar içeriye. Biz deliler olarak son dakikaya kadar oyunca. Sınıfın ortasında her 2 kişi birer uçtan tutmuş bir şeylerin suyunu sıkıyor. Yerler olmuş göl. Biz de Dilara'yla eteklerimizi, saçlarımızı tutup sıkıyoruz, ne yapalım.


Bir yandan da katıla katıla gülüyoruz tabi birbirimizin haline.

Hani böyle 7 yılda 10 tane en keyifli an deseler biri budur biri de... 

Ay dur buraya girersem çıkamam şimdi 

Hayat enerjimize, birlikte eğlendiğimiz, kızlı erkekli arkadaşlığımıza sağlık 😄😄 

Senin içinse dileğim, Seninle birlikte yağmurda koşabilecek, sırılsıklam olduğuna aldırmayacak ve birlikte gülebileceğin, yanlarında en rezil durumlara düşeceğin dostlar edin kızım 💕

Onlar seni her düştüğünde üşenmeden kaldırır, acılarına merhem olur, hayatı yaşanır kılar bu da benden sana anne tavsiyesi 😉




20 Temmuz 2017

Çocuklarıma Notlar - Zorluklarla Mücadele



Aziz John Baptist Kilisesi - Şirince / 30 Ağustos 2017
Hayat önüne kapalı kapılar ve parmaklıklar çıkardığında hep aklına "bunun bir sebebi olmalı" cümlesini getir... 


Bazen kapılar insanın yüzüne kapandığında daha güzel bir şeyler için başka yollardan gidip başka kapıları denemek gerekir... 

Şapkanı önüne koy düşün taşın ve başka yolları denemekten KORKMA... 

Eğer Edison 999 denemeden sonra pes etseydi 1000. denemede ampulü bulamazdı ve hatta kendi çağlarında anlaşılamamış çılgın ve deli olarak adlandırılan bir grup azınlık olmasaydı şu anki gelişmişlik düzeyine dünya erişemez zaman içinde insanlık kaybolur giderdi... 

Karalar bağlayıp, içinde olduğu durumdan sürekli şikayet ettiği halde değişmeyi ve değiştirmeyi reddeden insanlar cesaretini elinden alamasınlar, İZİN VERME... 

Dinle, gülümse ve kendi bildiğini oku yine... 


6 Eylül 2017 instagram- #Defneyenot 

13 Temmuz 2017

Çocuklarıma Notlar - Doğaya Muhtacız

Kaş / 24 Eylül 2017




Bak kızım olması gereken bu aslında bu, kadar basit... 


Bol bol ağaç, deniz, temiz hava... 

İnsan yaşadığını en çok doğaya döndüğünde hatırlıyor bence... 

Tabii ki insanlar evsiz kalmasın evler de yapılsın ama bir düzen olsun, bu evler yapılırken sadece rant uğruna, yaşam alanı olan, koca bahçeli, 40 yıllık ağaçların olduğu, kirpilerin, kuşların yaşadığı, balkonlarında kahvaltı yapılan binaları yıkıp, birbirine yapışık ruhsuz binalar yapıyorlar... 

Binaların ruhu ne kadar azalırsa insanların da ruh doyumu o kadar azalıyor... 

Bina üstüne bina insan üstüne insan koyunca, yaşamak da bir o kadar zor oluyor işte... 

Halbuki yaşayacağımız ne ki... 

De ki 100 yıl yaşadın iyi şekilde yaşa kızım... 

Ruhun nerede hissediyorsa orada, ister denizin ortasında bir adada, ister bir dağın en tepesinde yeter ki ruhun beslensin yaşadığın her gün


25 Eylül 2016, instagram #defneyenot

06 Temmuz 2017

Kreş Araştırması ve İlk Görüşme Soru Listesi

Haziran 2017 Denizli



Defne için bir süredir kreş arayışına girmiştim.


Yaklaşık 20 kreşin internet sitesini inceleyip eve ve bu civardaki iş yerlerine yakın olan merkezi kreşlerin sekizi ile telefon görüşmesi yaptıktan ve ikisiyle yüz yüze görüştükten ve hatta biriyle deneme amaçlı 2 gün geçirdikten sonra bugün en son bulduğum kreşe gerçek anlamda güvenerek karar verdim.

Yaptığım telefon görüşmelerinde Defne'nin kaç aylık olduğunu söyleyip bu yaş grubuna özel sınıfları olup olmadığını sorarak ilk elemeleri yaptım.

İlk görüşmeye gittiğimiz ve Defne'yi deneme amaçlı başlattığımız kreş çoğu konuda gayet iyiydi.
Buradaki kreşlerin büyük bir kısmı bahçesi olan müstakil tripleks evler.
Bahçeye girdiğinizde sizi tavşanlar ve tavuklar karşılıyor oldukça sevimli bir görüntü, gönlümüzü çelmedi desem yalan olur. İçeri girdiğimizde baş köşede Atatürk posteri de ikinci dikkatimizi çeken detay olmuştu.
Öğretmenlerin hepsi okul öncesi eğitmeniydi ve çok sıcakkanlıydılar.
Defne'den daha küçük bir bebekleri vardı neredeyse yaz döneminde 4 çocuğa bir öğretmen düşüyordu ve hatta Defne ve onun gibi olan 2 bebek için ayrı bir sınıf açacaklardı. Tavuk mutfaklarına bile girmiyordu. Yumurtalarını yerel güvenilir bir üreticiden alıyorlardı (Denizli olduğu için gıda konusu aslında İstanbul'a nazaran çok daha kolay) Her şey mutfaklarında pişiyor hazır paketli gıda çocuklara verilmiyordu. Uyku saatleri öğle yemeğini takip edecek şekilde düzenlenmişti. Kahvaltı, öğle yemeği, ikindi kahvaltısı ve akşam üzeri meyve öğünleri yapıyorlardı.

Eğer bu kafam birazcık susmayı becerebilseydi çok mutlu mesut çocuğumu buraya verebilirdim.
Şimdi bile eğer daha çok içime sinen bir yer bulamasaydım yine de verirdim. 

Neyse laf lafı açtı ve ben ikindi kahvaltısında çocuklara ne veriyorsunuz diye sormuş bulundum.
Kek, börek, poğaça dediklerinde keki neyle yapıyorsunuz diye sormasaydım da hayatım çok daha kolay olabilirdi ama sordum. Un, Şeker klasik cevabını alınca "Nasıl yani beyaz un ve bildiğimiz şeker mi? Biz Defne'ye daha henüz hiç şeker vermedik" dediğimde "Nasıl yani? Hiç vermediniz mi? Keklerini neyle yapıyorsunuz ben anlamadım?" diye sorunca pekmez, bal, kuru meyvelerden marmelat ve muhtemelen benim henüz daha bilmediğim başka zilyon çözüm olabileceğini tatlı tatlı açıklarken bir de beyaz ekmek verdiklerini veya beyaz ekmeğin aklandığını savunmamış olsaydı muhtemelen Defne yarın tam gün olarak oraya başlamıştı.

Şimdi bebek bakımıyla ilgilenen birinin bu kadar bilgi çağındayken ve doktorlar bu kadar bas bas şeker ve beyaz un ve obeziteyi aynı cümleler içinde tekrar tekrar kurarken bana beyaz ekmek aklandı cevabını vermesini sadece basiretsizlikle kendime açıklayabiliyorum.Bir de iddia ettiğine göre denemişler çocuklar tam buğday ekmeği yememiş. 



Zaten yemek listesinde ayda sadece 2 gün marmelatın ve reçelin var çıkart at onu ne gerek var. Bak sana tarifini vermişim 1 avuç kuru kayısı 1 avuç kuru üzüm 1 bardak su kaynat çek blenderdan mis gibi şekersiz marmelat sana. 

Siz isterseniz size özel tam buğday ekmeği alırım ne demek mesela?
Eğer doğru olanı benimkiyse öbür çocukların suçu ne, yok değil seninkiyse bana niye alternatif üretiyorsun ara bir çocuk doktorunu, onaylasın söylediğini, listeni bir beslenme uzmanına göster. Çocuklar arasındaki ayrımcılık kısmına hiç girmiyorum bile. Ayrıca yıl olmuş 2017 beslenme uzmanıyla çalışıyor musunuz sorusuna artık, bilmem kimin bir arkadaşı vardı da ona gösterdik deme.

OOoooff!! Neyse azıcık içimi döktüm rahatladım. Bu beslenme konusu zayıf noktam sanırım. Her annenin bir takıntısı oluyor ya illa benimki de bu oldu. Kendim obezite sınırındayım ve bunun yanlış beslenme alışkanlıklarımdan kaynaklandığı gerçeği ortadayken, Defne için de henüz yolun çok başındayken ve müdahale edebiliyorken dikkat etmek istiyorum sadece.

Neyse taleplerim doğrultusunda aldığım yanıtlar beni tatmin etmeyince ve gidip 1 gün onlarla takılıp porsiyonlarının yetersiz, merdivenlerinin çıkış noktalarında emniyet kapısı olmadığını görüp, sıvı sabunu böyle alakasız bir marka dev boy kullandıklarını da fark edince birazcık daha gerildim.

Bebeklerden biri çok içine kapanıktı ve önünde kahvaltı tabağı bile yoktu. Mutlaka kendince sebepleri vardır ama yemese bile isterse her seferinde yere fırlatsa da ben Defne'nin önüne o tabağı mutlaka koyuyorum. 
Ama ne yaptım bütün bu gerilime rağmen Defne'yi 1 yarım gün daha götürmüştüm çünkü henüz bir alternatif çözümüm yoktu. Bana bundan sonrasını halledebileceklerini söylediklerinde biraz gerilmiştim. Ama yine de Defne'ye gerilimimi hissetmesin diye derin nefesimi aldım ve çıktım oradan nasıl olsa 2 adımlık yerde duracaktım. İçime sinmezse geri dönerdim. 


Bu arada bebeği kreşte olan arkadaşlarımla da görüştüm. Yemek listeleri nasıl? Beyaz ekmek mi var her yerde? Beklentilerim çok yüksekmiş. Ben öyle olduğunu düşünmüyorum. İşte o yüzden o motivasyonla bir kez daha google a girdim ve bir iki yerle daha telefon görüşmesi yaptıktan sonra sadece 10 dakikalık yürüme mesafesinde olan başka bir yer daha buldum. Gittim görüştüm bir kere beni yapılandırılmış bir görüşme bekliyordu. Bir form üzerinden bana kreşle ilgili bilgileri verdiler. Kreşin fiyat listesi herkese aynı olsun diye bir fiyat listesi yapıp asmışlar ücreti sormama gerek bile kalmadı. Aşırı derecede samimi, titiz ve 20li yaşların sonlarında olduğunu tahmin ettiğim tatlı okul müdürüyle tanışmadan önce çoktan okulu gezmiş, mutfağına inip aşçı teyzeyle tanışmış, tertemiz mutfağı çoktan gezmiştim.

Teyzenin en sevdiğim cümlesi "Evde yemiyor olabilirler ama burada benim çocuklarım her şeyi yer. Brokoli, çorbasından, ıspanak ve kerevize kadar siz hiç merak etmeyin" oldu. 2 öğünü birer dilim beyaz ekmekle kapatan bebeği ve sabah sadece reçelli ekmek yediğini öğrendiğim Defne'yi düşündüm. Kreşlerde zaten bunun için vardı bence evde bir sürü sebepten ötürü yanlış etkileniyor olabilir çocuk. Kreşte diğer çocuklarla birlikte yeme alışkanlığı da gelişmeli. Hiç bir ebeveyn, ebeveyn olmadan önce bu işin eğitimini zorunlu olarak almıyor fakat okul öncesi öğretmenleri tam olarak da bunun eğitimini alıyorlar. 

Bu mutfakta da beyaz un kullanılıyordu bu arada ama ben sorduğum da en azından araştırma yapabileceklerini kendi kestikleri erişteleri bir daha ki sefere bir de tam buğday unuyla deneyecekleri söylediler. Bu bile çok önemli. Yeni fikirlere açık olmak ve karşısındaki insanı saygıyla ve ilgiyle dinlemek bir eğitimcinin en önemli özellikleri olmalı.

Zaten bugün buraya gidip bu insanlarla tanışmasaydım yarın kolları sıvayıp ben eğitim sektörüne giriyorum, kreş açacağım diye ortaya çıkabilirdim :)

Eğitim kısmı benim için şu an çok da önemli değil. Oyun oynasın, iletişim kursun, arada 2 boya kalemi kemirsin tamam işte. Özellikle bu zamanda zaten onun yaşadığı her yeni gün bir ders ve keşif. Boya kalemlerini kemirmek bile yeni bulunmuş bir şey çocuk her gün tekerleği, yazmayı, ateşi falan keşfediyor oldukça yorucu tüm bunlar zaten :) Aklıma gelmişken yarın gittiğimde kalem markalarını da bir soracağım. Bir de oyun hamuru kendileri mi yapıyorlar yoksa alıyorlar mı bunu da sorayım :)

Bizde durumlar böyle.

Sizin işinizi kolaylaştırmasını dileyerek bunu da buraya bırakıyorum :)

Kreş araştırması yaparken sorulacak sorular listesi aşağıda.

Listede olmayan bir şey varsa aklınıza gelen yorum olarak bırakın listeyi revize edelim ara ara 

Soru Listesi:



  • Kreşin çalışma saatleri?
  • Toplamda kaç çocuk ve öğretmen var ve sınıflar kaç kişi?
  • Öğretmenlerin eğitim durumu? 
  • Sınıflardaki yaş aralıkları?
  • Uyku saatleri nasıl?
  • Defne kadar küçük bebeklerle deneyimleri nasıl? En küçük ve en büyük bebeğin yaşı
  • Haftasonu çalışması var mı?
  • Birlikte çalıştıkları bir pedagog var mı, biz de ebeveynler olarak çocuklar konusunda destek alabiliyor muyuz?
  • Belli bir aktivite programı var mı?
  • Anlaşmalı oldukları Beslenme uzmanı veya Çocuk doktoru
  • Yemek listesi? Tedarikçileri kimler?
  • Beyaz ekmek, beyaz un, şeker ve yağ konusunda ne düşünüyorlar?
  • Boya kalemleri ve Oyun Hamurları ne marka?


Bu noktadan sonrası bebeğini kreşe ya da okula servis ile gönderen anneler için yazılmıştır:



  • Servislerde oto koltuğu var mı? (yoksa almayı düşünüyorlar mı? Siz kendinizinkini verirseniz kullanılacağından emin olabilir misiniz?)
  • Servislerde kaç çocuk için kaç sorumlu oluyor?
  • Servis şoförleri kendilerinin sorumluluğunda mı yoksa taşeron mu çalıştırıyorlar?
  • Servis şoförlerinin sabıka kaydı ve referans görüşmelerinin notları?
  • Veliler de servis şoförü ile görüşebilir mi?
  • Servis şoförünün iletişim bilgileri ve sosyal medya hesaplarının bilgileri?
  • Servis sorumlularının iletişim bilgileri ve sosyal medya hesaplarının bilgileri?




Biz Defne'yi kendimiz bırakıyoruz ve kendimiz alıyoruz.

Türkiye'de malumunuz anneler, babalar bile oto koltuğunu yasal bir zorunluluk olmasına rağmen hala gereksiz ve önemsiz buluyorlar.

Sorun! Soru sormaktan korkmayın! Soru sormak öğrenmenin ve ihtiyaç hissettirmenin temelidir.

İhtiyaç hissetsinler! İhtiyaç hissetsinler ki tedirgin olsunlar! Tedirgin olsunlar ki endişe, önlem alma ihtiyacını doğursun. Önlem alsınlar ki, önlem almaları için başlarına bir şey gelmesin. Anneler, babalar çocuklarıyla bu kadar ihmaller silsilesi olaylarla sınanmasınlar. 

SAKINAN GÖZE ÇÖP BATAR

AKLIMA GELEN BAŞIMA GELİR 
KÖTÜ KÖTÜ DÜŞÜNCELERLE ÇAĞIRMAYAYIM 

DEMEYELİM Kİ ÖNLEM ALALIM



Sevgiler,
eDde's